hamdikoc58
Hamdi
Genel Yönetici
voleybol
    
Mesaj Sayısı: 505
|
 |
« : Şubat 20, 2008, 08:11:15 ÖÖ » |
|
Hamdi-Ahmet: Hocam, voleybol özgeçmişinizi kısaca anlatır mısınız?
M.Bedestenlioğlu: 1969 yılında Samsun’da ilk lisansım çıktı. 1975 de Ankara’da DSİ Spor’a üniversite yıllarında transfer oldum. 1986 yılına kadar bu kulüpte oynadım. Oyunculuk yıllarım hep smaçör olarak geçti. Sadece 1986 yılında Emlak Kredi Bankası Spor Kulübü bayan Voleybol takımında antrenörlük yaparken aktif voleybolculuğu bırakmış olmama rağmen pasör arkadaşım sarılık olduğu için zorunlu olarak 3 ay pasörlük yaptım ve takım 1.lige çıktı. Antrenörlük hayatım ise 1982 de bir anlamda zorunluluktan Ankara DSİ Spor’da başladı. O yıl DSİ Spor küçülme kararı almıştı. Erkek ve bayan takımların tüm antrenörleri ve A takım sporcuları takımdan ayrılmışlardı. Yönetim kurulu Antrenörlük diploması olan ve en tecrübeli genç oyuncu olarak takımların sezon hazırlık antrenmanlarını yaptırmamı daha sonra antrenör bulacaklarını söylediler. Başladım aradan bir ay geçti hala kız takımın antrenörü yok. O tarihte hem A takımda oynuyorum hem üniversiteye devam ediyorum, hem de babamın vefatı nedeniyle çalışmak zorundayım. Antrenörlük yapmak hiç düşündüğüm bir şey değildi. Ama o bir ay süre boyunca defalarca bırakma isteğimi yönetime belirtmeme rağmen sporcuların ve velilerinin yönetime ve bana aşırı baskısı sonucu antrenörlük hayatım başladı. O günden bu güne de aralıksız olarak antrenörlük yapıyorum. O zaman tek başına A, genç, yıldız takımların hepsinin birden antrenörüydüm. Yani daha başlarken A takım antrenörü olarak başladım. 1986 da Emlak Kredi Bankası’na, 1989 da Galatasaray’a transfer oldum. 1989-1999 yılları arası Galatasaray’da 3 yılı hariç (Sn. Cengiz Göllü ve Nikolai Karpol dönemi) Bayan takımların baş antrenörü olarak çalıştım. 2000 yılında ise Eczacıbaşı Spor kulübü’nün altyapı direktörü olarak transfer teklifi ile bu kulübe transfer oldum. 2006-2007 sezonunda ise Vakıfbank Güneş Sigorta Spor Kulübüne yine alt yapı direktörü olarak transfer oldum. Halen bu Kulüpte görev yapmaktayım. Antrenörlük hayatım boyunca birçok oyuncunun yetişmesi için emek verdim ve de birçok başarılı sonuç aldım. Bunları buraya yazmaya kalksam yeriniz yetmez herhalde. Ama benim için önemli olan birkaç tanesini şöyle.
1983 Ank. DSİ Spor Genç Bayanlar Türkiye Şampiyonluğu Kazandığım (kulüpler bazındaki ilk Türkiye Şampiyonluğu) 1985 Ank. DSİ Spor Türkiye Bayanlar ligi 4.lüğü (tamamı kendi yetiştirdiğimiz oyuncularla) 1988 Ank. Emlak Kredi Bankası CEV Kupası 3.lüğü (iki kişi hariç tamamı altyapıdan yetişen oyuncularla ve Ankara takımlarından birinin ilk Avrupa’da kazandığı kupa) 1994 Galatasaray CEV Kupası 3.lüğü (Galatasaray tarihinde Avrupa derece alan ilk Bayan takım) 1997 ISF Liselerarası Dünya 3.lüğü 1999 ISF Liselerarası Dünya 2.liği 2002 Eczacıbaşı A Bayan Takımı ile Türkiye Ligi ve Türkiye Kupası Şampiyonluğu 2006 Eczacıbaşı altyapısı ile 3 kategoride(genç, yıldız, küçük) ve oyuncularımızın oynadığı ortaokul ve lise takımlarının Türkiye Şampiyonu olması Yani aynı yıl alt yapıda 5 Şampiyonluk Kupası Ve tabii ki 2007 yıldız kızlar dünya ikinciliği
Hamdi-Ahmet: Beğendiğiniz ve beğenmediğiniz özellikleriniz nelerdir?
M.Bedestenlioğlu: Çok hırslı oluşum ve inandığım hedefler için bıkmadan yılmadan çalışmak, vermek ve katkıda bulunmaktan zevk almam, sınırsız sevgi beğendiğim yanlarım. Hayır demeyi becerememek, zaman zaman kendimi anlatamamak, işkolik olmam nedeni ile kendimi ve çevremi ihmal etmem, sigara içmem beğenmediğim yanlarım.
Hamdi-Ahmet: Sizi en çok ne mutlu eder?
M.Bedestenlioğlu: Sportif anlamda kısa bir cevap versem: hedeflere ulaşmak.
Hamdi-Ahmet: Kendinizi huzurlu hissettiğiniz özel bir yeriniz var mıdır?
M.Bedestenlioğlu: Annemin yanı, evimin mutfağında ve yazlığın bahçesinde çalışmak (yılda birkaç gün gidebilsem de)
Hamdi-Ahmet: Gerçekleşmesi en zor olan hayaliniz nedir?
M.Bedestenlioğlu: Gerçekleşeceğine inanmadığım veya çok zor olduğunu düşündüğüm şeyleri düşünmek istemem hayal bile olsa. Ama Olimpiyat finalinde oynayan yetişmesine emek verdiğim oyunculardan birkaçının yer aldığı Türk Milli takımını görmek (2012 veya 2016 da niye olmasın) en büyük düşüncem.
Hamdi-Ahmet: Çok zorlandığınız ya da sıkıldığınız zamanlarda sizi rahatlatan şey ne olur?
M.Bedestenlioğlu: O problemi analiz edip nasıl çözeceğimi buluncaya kadar kendime acımasız ve çevreme çekilmez olurum. Yakın çevrem( Oğlum, antrenör arkadaşlar ve sporcularımız) durumu anlar ve hemen etrafımdan uzaklaşır. Ama bulduğum çözüme yönelik tekrar çalışmaya başlayınca her şey normale döner.
Hamdi-Ahmet: Unutamadığınız bir maç veya bir an var mı?
M.Bedestenlioğlu: Dünya Şampiyonasında bizim için ilk dördün anahtarı olarak gördüğümüz Japonya maçını (ilk gruplarda favori olarak görülen Avrupa şampiyonu Almanya’yı 3-1 yenmişlerdi ve Brezilya’yı zorlamışlardı) unutamıyorum. Zaten maçtan sonra FIVB’de Şampiyona sayfasında yer alan maç sonrası çekilen fotoğraf duygularımı anlatıyor herhalde. Yine maçtan sonra basın toplantısında Japon takımının antrenörü Sn. Noboru Aihara’nın söylediği sözler “Türk takımı ile aynı sahada olmak bizim için onurdur” iki açıdan benim için unutulmaz andır. Birincisi takımımızın gücünün kabul edilmesi, ikincisi ise bir antrenörün yenildiği maçtan sonra bu sözleri söyleyebilecek kişiliğe ulaşması.
Hamdi-Ahmet: İyi bir sporcunun özellikleri neler olmalıdır sizce?
M.Bedestenlioğlu: Bu soruyu birkaç yönden değerlendirmek gerekir. Hem kişilik hem fiziksel hem de teknik özellikleri çok önemli. Savaşçı, fairplay’i özümsemiş, sorumluluk alabilen, ekip çalışmasına uyumlu kişilikte; çabuk fibrillerden oluşan kas yapılı ve voleybol için yeterli boy uzunluğuna sahip algılama ve tepki sürati çabuk fiziksel özellikleri olan, temel teknikleri becerili kullanabilen ve de deneyim sahibi sporculara ben iyi sporcu diyebilirim.
Hamdi-Ahmet: Voleybol dışında sevdiğiniz bir spor var mı? Ne kadar ilgilisiniz?
M.Bedestenlioğlu: Futbol ve masa tenisi ile ortaokul ve lise yıllarında uğraştım. Samsunspor altyapısında futbol oynadım. Burnum kırılınca ailem hocalarımın tüm uğraşlarına rağmen izin vermedi. Masa tenisinde ferdi olarak yıldızlar kategorisinde Türkiye 4.sü oldum ve Milli takım kampına da katıldım. Okul takımında basketbol da oynadım. Hatta liseler arasında Türkiye 4.lüğümüzde var. Atletizm de orta mesafe koşuda yaptım okul takımında. Şuan vakit buldukça tüm branşları zevkle izliyorum, kendim koşuyorum ağırlık çalışmaları yapıyorum ve arkadaşlarla da futbol oynuyorum.
Hamdi-Ahmet: Biraz geçmişe giderek, bir de sizin ağzınızdan Dünya 2. liğini dinlemek isteriz. Final maçında neler yaşandı, anlatabilir misiniz? Takıma bu inancı, motivasyonu nasıl kazandırdınız?
M.Bedestenlioğlu: Bugüne kadar yapılan birçok röportajda dünya ikinciliği ile ilgili hem benim ağzımdan hem de sporcularımızın ağzından anlatıldı. Aslında hepimizin bildiği gibi çok kısa sürede olabilecek yapılabilecek şeyler değil bu gibi başarılar. Diğer ülkelerin (İtalya, Almanya, Rusya, Çin, Hollanda vb.) Federasyon takım olarak birlikte çalıştırdığı ve uygun seviyede liglerde mücadele ettirerek hazırladığı Milli takımların benzerini biz Kulüplerimiz sayesinde aynı mantıkta hazırladık. Milli Takımdaki sporcularımızdan beş tanesi ile Eczacıbaşı’nda en azı iki yıl, dört tanesi ile Vakıfbank Güneş Sigorta’da bir yıl birlikte çalışmıştım zaten bu göreve getirildiğimde. Ben Naz ve Asuman’ın küçük takımdan beri antrenörlüğünü yaptım tam altı yıl. Böyle düşünürseniz eğer hep aynı dilden becerileri ve taktik öğrenen oyuncuların Kulüplerin yatırımları sonucu yan yana gelip aynı antrenörle uzun yıllar çalışınca ve de Federasyonumuz hiçbir şeyi esirgemeden olanakları önümüze serip iyi bir hazırlık dönemi geçirmemizi sağlayınca diğer ülkeleri yakalamış olduk ve de başarı geldi. Final maçı için hakikaten yazık oldu diyebilirim. Sakın buradan Çin takımının kuvvetli olmadığı gibi bir sonuç çıkarmayın. Hakikaten her bakımdan çok kuvvetli bir takım. Yanlış hatırlamıyorsam üç tane oyuncuları en iyi seçildi biri MVP olmak üzere. Bizim takımımız teknik ve taktik uygulama becerileri yüksek oyunculardan kurulu bir takım. Çin maçında taktiklerin uygulanmasında başarılı olamadık. Çabuk dönmemiz gereken yerlerde manşet ve hücum hataları yaptık. Rakibi döndürmek istemediğimiz turlarda ya defansı beceremedik ya da kontratakta başarılı olamadık. İşte yazık oldu dediğim yer burası, biz de takım olarak tam performans gösterebilseydik muhteşem bir maç olurdu. Belki kazanabilirdik de. Ayrıca hatalar peş peşe gelince özellikle ikinci sette ara açılıyor ve bu tip maçlarda telafisi çok zor oluyor. Motivasyona gelince hakikaten biz teknik ekip için bu takımda hiç zor olmadı. Çünkü her şey sporculara neyi niçin nasıl yapmaları gerektiği anlatılarak yapılıyor. Türk insanı inandırılırsa ve uygulamada kullanacağı silahlar öğretilirse her şeyin üstesinden gelebiliyor. Hepimiz hazırlık kampının başladığı ilk gün ilk dörde gireceğimize inanmıştık. Aksi büyük hayal kırıklığı olurdu. Ayrıca takımı yakından tanıyan herkes bunu biliyordu. Daha Karadeniz turnuvasında Federasyon Başkanımız Rusya maçından önce çocuklara ilk dörde gireceğine olan inancını söyledi ve ben de orada olacağım dedi. Ayrıca Sporcularımız bütün bunları yazdılar. Otelde kaldığımız katın koridorunu görmeliydiniz. O kâğıtların hepsi bende ve saklıyorum. Sadece duvardaki kâğıtlara mı kollarına da yazdılar. Japonlar kaldığımız otelde katımıza gelip bu yazıları kameraya aldılar ve bunları tercüme ettirip başarının sırrını bulmaya çalışacaklarını söylediler. Tüm takımın masöründen Başkanımıza menajerimize kadar bu motivasyona katkısı inanılmazdı. Özellikle Naz’ın bu konudaki yaratıcılığı çok iyidir.
Hamdi-Ahmet: Bir yıl içerisinde katıldığımız birçok turnuva oluyor. Kamp süreleri yeterli geliyor mu? Oyuncuların kulüpleriyle çalışmaları var, bu yoğunlukta kamp tarihlerini ayarlamak zor oluyor mu?
M.Bedestenlioğlu: Kamp tarihlerini ayarlamakta iki önemli güçlük var. Birincisi okul, ikincisi de A takımlarda oynayan sporcularımız. Ama herhalde bu sene sadece iki önemli turnuvamız olmasına rağmen şimdiden bir aylık kamp dönemini tamamladık. Mart ayında gireceğimiz 22 günlük kamp ve müsabaka dönemini de neredeyse iki ayı tamamlamış oluyoruz. Ayrıca daha şimdiden 5 hazırlık maçı yapmış oluyoruz. Kampta olmadığımız dönemde ikinci lig takımlarıyla yapacağımız 3 maç, Mart ayında yapacağımız kampta konuğumuz olarak ülkemize gelecek olan Fransa Milli Takımı ile yapacağımız 3 maç ile turnuva öncesi 11 hazırlık maçı yapmış olacağız. Buna finaller öncesi yapacağımız program 23 Haziran’da İtalya genç milli takımı ile Türkiye’de yapacağımız ortak kamp ile başlayacak. En az 2,5 aylık bir süremiz de bu dönemde var. Herhalde bir genç Milli takım için önemli bir çalışma süresi. Bu kampların gerçekleşmesinde fedakârlıkta bulunan Kulüplerimize, antrenörlerimize, ailelerimize, il temsilciliklerine ve de özellikle sporcularımıza, ayrıca bu olanakları sağlayan Federasyonumuza ve kamplarda fedakârca çalışan teknik ekibe teşekkür ederim. Tabii ki Cengiz ağabey ve A milli takım antrenörümüz Chiappini’nin desteğini ve katkısını da anlatmalıyım. Özellikle Cengiz Ağabey her kampta yanımızda ve tüm programların hazırlanmasında ve gerçekleşmesinde en büyük pay sahibi. Alessandro ise tüm sporcularımıza ismen hitap edecek ve şakalaşacak kadar yakın. Sporcularımızın teknikleriyle tek tek ilgileniyor. Kısaca bizden biri.
Hamdi-Ahmet: İlk altıda oynaması beklenen Naz ve Büşra kulüp maçları nedeniyle Alanya kampında yer alamadı, bu durum kamptaki oyuncular açısından herhangi bir olumsuzluk teşkil eder mi?
M.Bedestenlioğlu: Bizim Takımımız yaklaşık 25 kişiden oluşuyor. Kadroda olan olmayan her sporcu arkadaşımız sorumluluğunun bilincinde. Sadece kamplarda değil kulüplerinde de çalışmaları, davranışlarıyla örnek sporcu olmak zorundalar. Birbirleriyle ilişkileri de sadece kamplarda değil kampta olmadıkları sürelerde de sürüyor. Bu nedenle hiçbir sporcu arkadaşım kampa alınsalarda alınmasalarda bu takımın felsefesinden uzaklaşmazlar ve de olumsuzluk yaratmazlar. Belki onlar çalışırken diğerleri yatsalar dediğiniz haklı olabilir. Oysa onlarda kendilerini geliştirecek üst düzey mücadelelere katılıyorlar. Döndüklerinde bize katkıları kazandıklarıyla daha çok olacaktır. Zaten sadece Naz ve Büşra için değil, diğer A takımlarda oynayan sporcularımız içinde esnek davranıyoruz. Burcu (Yeşilyurt), Merve (Anadolu Üniversitesi), Dilara (Galatasaray), Gamze (Karşıyaka), Elif (İller Bankası) maçları olduğu zaman iki üç gün önceden kamptan ayrılıp maçları bitince kampa dönüyorlar. tek mesaja sığmadığı için devamını ikinci mesaja koyuyorum devamını da okuyun lütfen
|