Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: voleybolx'in Bahar Mert röportajı  (Okunma Sayısı 607 defa)
elvin_vlybl
admin
voleybol
*****
Mesaj Sayısı: 1732



« : Temmuz 19, 2007, 11:28:00 ÖS »

İtalya’da oynamak voleyboluna neler kattı ?

Dünya’nın en kaliteli voleybol liginde oynama sebebim, en zorlu rekabet ortamında kendimi sınama ve maksimum kapasitemi ortaya çıkarma isteğimdi.

Açıkçası Türkiye’de başarılı bulunmam, bana hiçbir zaman çok tatmin edici gelmemiştir. “Bir oyuncunun kalitesi oynadığı ligin kalitesiyle ölçülür” sözünün, ne kadar doğru olduğunu yaşayarak gördüm.

İtalya’da oynamam ve orada başarılı olmam, voleybol kariyerime çok fazla prestij kattı. Ayrıca Avrupa voleybolunda tanınmamı ve kabul görmemi sağladı. Aynı zamanda da, var olan özgüvenimin bir kat daha artmasına sebep oldu. Kısacası karıyerimin en önemli ve anlamlı tecrübesi oldu.

Türkiye’ye tekrar geldin, voleybol ve yaşam olarak hedefin neler ?

Voleyboldaki hedefim:
Mevcut Türkiye şartlarında, bu kadar önemli ve kararlı bir yatırım yapan Türk Telekom kulübünün voleybola olan bu desteğini, önümüzdeki yıllarda da sürdürebilme isteği yaratacak başarılara imza atmak ilk hedefim.

Defalarca Türkiye Şampiyonlukları yaşamama rağmen, hiç bugüne kadar Final-Four’a kalamamış bir takımla başarıya imza atmak, bana çok ayrı bir mutluluk verecektir. Bundan dolayı, bu sezon kariyerimdeki 10. Şampiyonluk için değil, kulübüm Türk Telekom’un ilk Şampiyonluğu için ter dökeceğim.

Yaşam hedefim:
Yaşam hedefim bulunduğum ülkeye ve yere göre değişmediğinden, yine aynı. Hayatın bana getirdiği tüm güzelliklerin farkına vararak kıymetini bilerek, tadını çıkararak ve şükrederek yaşamak.

Bu güne kadar hayatında, anım dediğin bir olay var mı ?

Doğumdan sonra oğlum Çınar’ı ilk görüşüm, belleğimden asla silinmeyecek, eskimeyecek ve etkisini kaybetmiyecek en önemli anımdır.

Üzerinden 6 yıl geçsede, o anı her düşündüğümde aynı anlatılmaz anılar tekrar içimi kaplıyor. O anki bebek kokusu bile hala burnuma gelir. Hatırlıyorum da o doğduktan sonraki ilk gece hiç uyuyamamaıştım. Ona her baktığımda aynı mutlulukla “ Evet bu bebek benim oğlum ve gerçek diyordum !”

İtalya’da voleybol oynayanlar boş zamanlarını nasıl geçiriyorlar ?
Dinlenerek ! Şaka değil, gerçek. Günün beşbuçuk saati antrenmanda, minimum 1 saati video izleyerek (rakip takım analizi ve taktik çalışmalar v.s.), deplasmanlar için yolculuklar, haftada iki maç (önceden asla kimin yeneceği asla tahmin edilemeyen), Avrupa Kupları maçları v.s. Geri kalan sürelerde uyku ve yemek yemeyla geçiyordu. Çok nadir tam bir boş günümüz oluyordu, onu da çoğunlukla ilk yarısını uyuyarak ve geri kalan bölümünü de alişverişle veya bir yerde yemek yiyerek geçiriyorduk.

Türkiye ve İtalya’daki voleybolun farklılıkları neler ?

-Profesyonellik
-Kalite
-Mantalite
-Bilimsel çalışma
-Rekabet ortamı
-Objektif ve bilinçli yorum
-Organizasyon
-Medya ve seyirci desteği
-Oyuncuya verilen değer
-Voleybolun içinde olan herkesin (antrenör, oyuncu, yönetim, hakem, basın, oyuncu, seyirci v.s) kendini sürekli yenileme çabası.
-Voleybola yapılan yatırımın geri dönüşümünü sağlama becerisi.

İtalya’da oynarken hangi maçta en çok heyecanlandın ve neler hissettin ?
İlk oynadığım maç, Novara-Perugia Süper Kupa maçı. Daha doğrusu maç öncesi çok heyecanlıydım. Ama sahaya ilk adımımı attığımda ilginç birşey oldu. Kendime “Tüm voleybol kariyerin boyunca bu firsatı bekledin (İtalya’da oynamak), şu anda bütün olumsuzluklara rağmen (2 aylık çok ciddi bir sakatlıktan yeni çıkmam, sadece 2 tane takım çalışması yapabilmem, doğal olarak fizik ve kondisyon eksiklikleri, kendini baştan kabul ettirme ve iyi bir başlangıç yapma isteği ve beklentiler...) buradasın. Herşeyi unut ve sadece bu anın tadını çıkar ! Bugün yapman gereken tek şey herkese nasıl voleybol oynadoğını değil, kendine nekadar güvendiğini göstermek.” diye düşündüm. Bir anda tüm heyecanım yok oldu. Maçla ilgili hatırladığım tek şey, takım arkadaşlarımın, antrenörümün ve maçı izleyenlerin ve rakip takım oyuncularının şaşkınlık dolu bakışları. Maçın sonunda kazanan taraf olmuştuk. Son set 45-43 bitti, bir an bile kaybedeceğimizi düşünmedim...

İtalya’daki en yakın arkadaşların kimlerdi ?

Hepsiyle aram iyiydi diyebilirim, ama Sanja Popovic, Anita Filipoviç ve Taimarys Aguero kankilerimdi.
Oradayken Türkiye’den hangi arkadaşlarınla haberleşiyordun ?

Sinem Akap, Çiğden Can, Özlem Özçelik...

Ne dinlerdin oralarda, en çok müzik olarak ?

Müzik orada hayatımın çok önemli bir parçası oldu. Neredeyse her hafta kendi arşivimden (Biraz geniştir de J) kendime ve takım arkadaşlarıma (yoğun istek üzerine) CD’ler hazırlardım. İtalya’ya gitmeden önce de kendime bir tane Türkçe CD hazırlamıştım, hem oradakilere tanıtmak hemde Türkiye’yi özlediğimde dinlemek için.

Yaşamın sna verdiği en büyük hediyenin ne olduğunu düşünüyorsun ?
Kesinlikle oğlum ÇINAR !

Duygusal anlarında kendini nasıl ifade edersin ?

O an içimden geldiği gibi, ama mutlaka paylaşarak. Hiçbir duygumu içimde tutmam, saklamam.

Hangi oyuncu senin paslarına daha iyi vurur. Kiminle oyunda göz göze gelmeniz yeterli olur ?

İyi bir pasörün görevi herkesin en rahat ettiği pası atabilmektir. Tabi ki uyum, birlikte daha fazla çalışmakla artar.Ama şu da bir gerçek ki, kalitesi daha yüksek smaçörlerle oynamak pasörlerin işini kolaylaştırır. Hem Türkiye’de hemde İtalya’da bu kalitede smaçörlerim oldu, onlarla bazen göz göze gelmeme bile gerek kalmıyor. Hissetmek ve pası atmak yeterli oluyor.

Nasıl kitaplar okur, hangi tür filimlere gidersin ?

Sinema: Gerçek hayat hikayelerinden çıkarılarak yapılmış filimler, savaş, psikolojik ve bazande çizgi filimler (bana göre büyük zeka gerektiriyor)ilgimi çeker.
Gerilim, korku ve komediden pek hoşlanmam, aksiyon filimlerini seyreder ama etkilenmem. İlk aklıma gelen filim: Şindler’in Listesi

Kitapalar: Yaşamımda çok önemlidirler. Ruh halime ve o anki ihtiyacıma göre kitap seçerim. Bazen roman veye klasiklerden okurken, bazende psikolaji ile kitaplar okurum. Yarışır gibi veya çok okuyor diye kitap okumayı sevmiyorum. Dönem dönem başucu kitaplarım dediğim kitaplarımı tekrar tekrar okuduğum da olur. En etkilendiğim kitaplardan aklıma gelenler:
Başucu kitaplarım:
Maetin Eden-Jack London
Bilinç Altının Gücü-Joseph Murphey
Büyü Dükkanı-Yeşim Türköz
Ruhun yasaları-Dan Millman
Sözlüklerim
Astroloji kitaplarım

Şiirden nefret ederim. (Nedenini bilmiyorum.) Belkide kurallar, nkafiyeler falan filan. Belki de fazla abartılı süslü anlatım...



Hazırlayan: Murat TURGUT
Logged
ahm@
ahm@
voleybol
*****
Mesaj Sayısı: 871


ahm@


WWW
« Yanıtla #1 : Temmuz 20, 2007, 01:54:56 ÖÖ »

güzel bir röportaj olmuş...röportajı yapanların eline sağlık...paylaşım içinde teşekkürler...Gülümseme
Logged

Hiçbir Yıldız Kırık Bir Kalple Parlayamaz...
bdrgl:)
voley
****
Mesaj Sayısı: 339



« Yanıtla #2 : Temmuz 26, 2007, 12:33:25 ÖS »

paylaşım için saol=)
Logged

'bEdRiGuL'
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: